AŞK VE BAĞIMLILIKLAR ÜZERİNE YOGA SOHBETİ 16. YOGA SUTRA: BAĞLARDAN ÖZGÜRLEŞMEK BAĞIMLILIK VE KISKANÇLIK

 

Kutsal metinlerden Patanjali'nin yoga sutraları ve bunların yaşama uyarlanması ile ilgili Yoga felsefesi sohbetleri, yoga, nefes, kilo konrolü, personal training derslerine katılmak için hemen randevu alın. Alsancak, İzmir.
Kutsal metinlerden Patanjali’nin yoga sutraları ve bunların yaşama uyarlanması ile ilgili Yoga felsefesi sohbetleri, yoga, nefes, kilo konrolü, personal training derslerine katılmak için hemen randevu alın. Alsancak, İzmir.

Herkes umarım muhteşem bir haftasonu geçirmiştir. Geçirmemiş olanlar için ise bağlardan özgürleşmek, esaretten, bağımlılıklardan, acıdan ve egodan kurtulmak adına bir makale hazırladım ve bu makale Patanjalinin 16. Yoga Sutrası olan: “Tatparam prusha khyateh guna-vaitrishnyam”

İle ilgili. Bu sutranın türkçesi aşağıdadır.

           Bağlardan özgürleşmenin-bağlanmamanın en yüksek durumunda, tüm arzular gerçek Öz’le birleşmeden dolayı kaybolur.

Şimdi bu sutrayı yaşamla harmanlayarak inceleyelim.

Kişi atmanın bilgisiyle doğanın herhangi bir tezahürünü arzulamayı bıraktığı zaman bu en yüksek bağlanmamadır.

Yani arzu olmazsa özle birleşirsin. Bir şeyi çok istersek özgürleşemeyiz. Özgürleşememek kurtuluş yolunda, aydınlanma yolunda ilerlememizi engelleyen etkenlerden biridir. Çok istemek özgürleşmeyi yok eder. Çok istemeyi bırakmalı ve bu sayede asla hiçbir şeye bağımlılık derecesinde bağlanmamalıyız

Daha önce de dediğimiz gibi bağlanmamak kayıtsızlık değildir. Aksine bağlanma, bağımlılıklar, esaret, keder ve üzüntüyü beraberinde getirir. Bu nedenle pek çok insan yoga felsefesini, bencil ve gayri insani bularak reddediyor. Fakat aslında bu böyle değildir, hatta bunun tam tersidir. İnsan sevgisi bir çok insana göre onların bildiği en yüksek duygudur. O bizi bencillikten kurtarır, bu sevgiyle birlikte paylaşmayı, değer vermeyi, önemsemeyi belki de disiplini bile öğrenebiliriz. Fakat aynı zamanda sahiplenici ve özeldir. Sahiplenmek kıskançlığı beraberinde getirir. Kıskançlık, sahiplenmek egosal duygulardır. Eğer bir kişiyi gerçekten özünü seviyorsak onu kıskanmayız. İçimiz her zaman rahat ve nötrdür. Kıskançlık beraberinde hem kendimiz hem karşı taraf acısından acıyı da getirir.

Çünkü kıskançlık karşılaştırmadır. Kendini veya başkasını kıyaslarsın. O kişi daha güzel, daha kaslı, daha zeki, daha zengin… Kendini veya başkasını karşılaştırmayı kıyaslamayı bırakırsan kıskançlık kaybolur.

Bir taşı kıskanabilir misin? Ya da bir ağacı? Ateşi veya suyu kıskanabilir misin? Su her yerden geçebiliyor sen geçemiyorsun. Bulunduğu kabın şeklini alıyor. Hatta buhar olup uçabiliyor, çiğ olup yaprakların üzerine düşüyor ve hiçbir zaman kaybolmuyor. Suyu kıskanman gerçekten çok acı verici olabilirdi. Kendini sadece insanlarla kıyaslıyorsun çünkü bu öğretildi. Onun sevgilisi daha güzel, onun arabası daha hızlı, onun çocuğu daha zeki, başarılı veya yetenekli gibi.

Fakat kendini diğer insanlarla da kıyaslaman çok saçma çünkü diğer insanlar da doğadaki ağaç gibi, su ve ateş gibi eşsiz. Sen de diğer insanlardan farklı, eşsiz ve orjinalsin. Bunları egon şişsin diye söylemiyorum sadece tanrı her zaman orjinal yaratır. Hiç bir şey bir diğerinin aynısı değildir olamaz. Aynı görünse bile tıpa tıp aynı bile olsa aynı değildir.

Eski bir Sufi hikâyesi vardır: (Alıntı)
Bir adam çok acı çekiyormuş ve her gün Tanrı’ya dua edip, “Neden ben? Başka herkes çok mutlu görünüyor, ben neden böyle acı çekiyorum?” diyormuş. Bir gün büyük bir umutsuzlukla Tanrı’ya dua etmiş: “Bana başka herhangi birinin acısını verebilirsin, onu kabul etmeye hazırım ama benim acımı al. Artık dayanamıyorum.”
O gece güzel bir rüya görmüş―güzel ve çok açıklayıcı. O gece rüyasında Tanrı’nın gökyüzünde görünüp herkese, “Bütün acılarınızı tapınağa getirin,” dediğini görmüş. Herkes kendi acısından bıkmış durumdaymış―aslında herkes hayatının bir döneminde, “Herhangi birinin acısını kabul etmeye hazırım ama benimki al; benimki çok fazla, dayanılmaz,” diyormuş.
Böylece herkes kendi acılarını torbalara doldurmuş, tapınağa gitmiş ve herkes çok mutlu görünüyormuş; artık dualarının kabul olduğunu düşünüyorlarmış. Bizim adam da tapınağa koşmuş.
Tanrı, “Torbalarınızı duvar kenarına koyun,” demiş. Bütün torbalar duvar kenarına konmuş ve Tanrı, “Şimdi seçebilirsiniz,” demiş. “Herkes istediği torbayı alabilir.”
Ve en şaşırtıcı şey şuymuş: bu her zaman dua eden adam, başka herkesten önce kendi torbasını seçebilmek için yanına koşmuş! Ama çok şaşırmış çünkü herkes kendi torbasına koşuyor ve tekrar onu seçmekten mutlu görünüyormuş. Ne oluyormuş? İlk defa olarak herkes başkalarının sefaletlerini, başkalarının acılarını görüyormuş―onların torbaları da büyükmüş, hatta daha da büyükmüş!
Ve ikinci sorun şuydu ki, insan kendi acılarına alışıyordu. Şimdi başka birininkini seçmek―torbada ne tür acılar olduğunu kim bilebilirdi? Uğraşmak niye?  En azından kendi acılarını tanırsın, onlara alışmışsındır, katlanılabilirler. Yıllarca onlara katlanmışsındır―niye bilinmeyeni seçesin?
Herkes evine mutlu bir şekilde dönmüş. Hiçbir şey değişmemiş, aynı acıları geri götürüyorlarmış ama herkes kendi torbasını alabildiği için mutluymuş ve gülümsüyormuş.
Ertesi sabah Tanrı’ya dua etmiş ve, “Dua için teşekkür ederim,” demiş. “Bir daha asla böyle bir şey istemeyeceğim. Sen bana her ne verdiysen iyidir, benim için iyi olmalı ki bana verdin.”

Kıskançlık yüzünden sürekli acı çekersin, acı çeker ve acı çektirirsin. Sahte davranmaya ve yalan söylemeye, yoldan çıkmaya, şeytani planlar kurmaya başlarsın. Kendin değil bir kopya gibi davranırsın. Kıskançlıkla yaşanan sevgi cehennem gibidir.

Atman sevgisi öyle değildir. Yoga felsefesiyle ilgilenmeyen ve bilmeyen insanlar, diğer insanları sadece onları güzel oldukları, zeki oldukları, komik veya zengin oldukları için severler. Atman sevgisine göre ise sadece gerçekte ne iseler o oldukları için sevilir

Bu kavram ilk başta biraz karmaşık görünebilir. İnsanları gerçekte, özünde ne iseler o oldukları için sevmek, belirsiz ve göreceli bir kavramdır. İnsanların gerçekte özleri Atmandır ve içimizdeki Atmanı sevmek onu her yerde, her koşulda sevmektir.

Her yerde Atmanı sevmek, doğanın herhangi bir tezahürü önüne geçip, doğanın ve onu içindeki gerçekliğe girmektir. Böyle bir sevgiyi sınırlı zihnimizle şu anla anlamamıza imkan yoktur. Çünkü bu sevgi çok engindir. Yinede anlatmak gerekirse söyle açıklayabiliriz, şimdi dünyada en çok sevdiğimiz kişiyi düşünelim. Çok sevdiğimiz bu kişiye karşı duyduğumuz sevginin sonsuzlaşarak ve derinleştiğini ve geliştiğini hayal edelim. Yani çok sevdiğimiz birinin sevgisinden çok daha büyük ve huzur dolu olan hali.

Bunu bir örnekle açıklayalım. Şimdi çok aşık olduğumuz birini düşünelim. Sonra bu kişiye neden aşık olduğumuzu, nelerini sevdiğimizi düşünelim. Hangi özellikleri bizi etkiledi? Fiziksel görünüşü mü? Zekası mı? Maddi durumu mu? İş başarısı veya iş hayatı mı? Aile hayatı mı? Bize davranışları mı?

Şimdi bu soruların cevaplarını uzun uzun düşünelim. Aşık olmamıza neden olan ne? Bir bir gelen cevapların hepsi yani bu kişinin eşsiz ve kimseye benzemez olduğu düşüncesinin nedeni bizim cehaletimizdir.

Eğer bunu duyduğunuzda sinirleniyor ve cehalet mi? Ben cahil miyim gibi düşüncelere takılıyorsanız, aydınlanma yolunda uzun bir mesafe kat etmeniz gerekecek. Çünkü gerçeklik algınız dış tezahürlerle sevdiğiniz kişinin karakteri, ve kişisel nitelikleriyle ayrıca kendi ego duygumuzun da buna tepki verme tarzıyla engellenmiş, bulutlanmış ve bulanıklaştırılmıştır.

Fakat üzülmeyin bu zayıf algı parlaması geçerli bir ruhsal deneyimdir. Zihnimizi arıtmaya ve bizi bekleyen gerçek, çok daha büyük olan asıl sevgiye uygun hale gelmeye teşvik eder.

Tüm bunlar kulağa üzücü gibi gelse de tüm gerçek sandığınız aşklar eninde sonunda size büyük üzüntüler yaşatır. Bunun nedeni hayatın dualiteden ibaret olmasıdır. Yeterince mutlu olduğunuzda mutsuz anlarınız da gelecektir. Hiçbir zaman hiç kimse sürekli aşırı mutlu veya aşırı mutsuz bir yaşam süremez.

Şu an hissettiğimiz aşk veya insan sevgisi gelip geçici ve huzursuzluk yaratıcıdır. Oysa Atman sevgisi böyle değildir. Kesinlikle istek, arzu ve egodan yoksundur. Güvenli, ebedi ve sakindir.

Bunun nedeni ise seven ve sevilenin bir olmasıdır.

Kıyaslamayı bırakırsan kıskançlık yok olur. Acımasızlık, sahtelik, kötülük yok olur. Kendini tanı, büyü, farkına var. Brahmanın (mutlak olan) seni yaratımına saygı duy. O zaman bu hayatta cehennemi değil cenneti yaşayabilirsin. Cennetin kapıları her zaman senin için sonsuza kadar açık fakat sen güzellikleri görmeye başlayınca bunu farkedeceksin.

Şimdi tüm bunları bir başka kutsal metin olan Bhagavad Gita’dan bir alıntı ile tamamlayalım:

Su sürekli okyanusun içine akar.

Fakat okyanus asla karılmaz.

Arzu görenin zihnine akar.

Fakat o asla karışmaz.

Gören huzuru bilir.

Arzuyu unutan huzuru bilir.

O arzulamadan yaşar.

Egosuz, gurursuz.

Instagram: Luminy Life

Bilgi ve randevu için 0531 525 77 47

KUTSAL METİNLER VE HAYATA DAİR, PATANJALİ’NİN YOGA SUTRALARI: YOGA İLE ANDA KALABİLMEK

 

Canan Yıldırım ile yoga, pranayama, nefes, meditasyon, spiritüel yaşam koçluğu, kilo kontrolü ve daha bir çok program online olarak her yerde ve İzmir Alsancak'ta sizi bekliyor.
Canan Yıldırım ile yoga, pranayama, nefes, meditasyon, spiritüel yaşam koçluğu, anda kalabilme, konsantrasyon, korkuları yenmek, stres ile başetme, duruş bozuklukları, kilo kontrolü ve daha bir çok program online ve canlı olarak her yerde ve İzmir Alsancak’ta sizi bekliyor.

Merhabalar Luminy ailem,

Önümüzdeki günler boyunca eski kutsal metinlerden Patanjalinin Yoga sutralarını, sutra sutra açıklayacak ve bunları hayatımıza nasıl geçiririz biraz bunlardan bahsedeceğim.

Bu arada bizi tüm arayan ve dönüşümlerinden bahseden henüz yüz yüze tanışmadığımız fakat makaleler ve online programlar ile bizleri yanlız bırakmayan tüm Luminy takipçilerine teşekkür ediyoruz. Eğer siz de bunları okuyor ve beğeniyorsanız Luminy Life instagram hesabımızdan bize yazıp veya 0531 525 77 47 numaralı telefondan devamının gelmesini isteyebilirsiniz. Yazılanların geri dönüşleri ve kişilerin hayatında yapılan değişimleri dinlemek ve duymak bize büyük mutluluk veriyor ve bir sonraki makaleler için motivsyon oluyor.

Şimdi 4 bölümden oluşan Patanjalinin yoga sutralarından Samadhi Pada yani bütünsel aydınlanma ve içgörü bölümünün ilk sutrası Atha-yog-anushanasam ile başlıyoruz.

1. Bölüm Samadhi Pada:

1) Atha-yog-anushanasam

(Yoga Şimdi açıklanıyor) Yoga bir disiplindir.

Yoga 7000 yıllık, bilimsel kanıtlar ile insan üzerindeki olumlu etkileri kanıtlanmış, fakat bilimden önce bile var olmuş bir ilimdir.  Yoga Zihnin kontrol altına alması (dizginlenmesi), beden zihin ve ruhun birleştirilmesi ve aynı yolda aynı hızda (uyumlu bir şekilde) ilerlemesidir.

Yoga aynı zamanda anda kalabilmektir. Günümüzde bir çok insan gelecekte rahat ve huzurlu olabilmek ve kalabilmek için bu gün acı çekmesi, çok çalışması, sosyal hayatını ve sevdiklerini hiçe sayarak günlerini gelecek kaygısı ile feda etmesi gerektiğini düşünür.

Oysa bedenimize, zihnimize ve ruhumuz için uygulamamız gereken en önemli disiplinlerden biri yogadır. Bunun nedeni yoganın zihnin isteklerine değil sadece vücudumuzun ihtiyaçlarına kulak verme yetimizi geliştirmesidir. Bu da ancak anda kalabilmekle olur.

Peki anda kalabilmek ile neyi kastediyoruz? Anda kalabilmek daha fazla para kazanabilmek için sevdiklerimiz görmemizi engellenmemiz, sevdiğimiz işi yapmamız, kendimize zaman ayırmamız, anne, baba, çocuk veya herhangi birinin hayatını kendi hayatımıza dayatılmış gibi yaşamamamız gerekliliği gibi faktörleri beraberinde getirir.

Bir çok insan annesi, babası istiyor diye belli işlere yönelmiş ya da çocuklarına rahat bir hayat verebilmek, onların standartlarını korumak adına yanlış kararlar verebiliyor, sevmedikleri işlerde çalışabiliyor hatta mutsuz oldukları ilişkilere katlanıyor.

Fakat tüm bu acılar biz cesaretimizi toplamadığımız ve hayattaki isteklerimizi cesaretle göğüslemediğimiz ve belli kararları almadığımız sürece katlanarak daha beter bir hal alarak devam edecek.

Unutmayın hayatta şu anda bazı sıkıntılar çekiyorsanız ve bu sıkıntılar giderek şiddetleniyorsa öğrenmeniz gereken şeyi öğrenmemiş, almanız gereken dersleri almamışsınızdır. Şöyle dönüp bir arkanıza bakın ve yaşadıklarınızı düşünün. Tüm bunlar neden başınız geliyor?

Başınıza gelen tüm bu şeyler size bir şeyler öğretmeye çalışıyor. Başınıza gelen şeyleri sevgiyle kabul edin ve neyi değiştirirseniz tüm bunlar bir son bulur bunu iyice düşünün. Yaşamınızda olmaması gereken kişiler mi var? Sevmediğiniz bir meslekte, bir işte mi çalışıyorsunuz? Başkalarının size dayattığı hayatı mı yaşıyorsunuz? Tüm bunlara bir dur deme vakti geldi. Hayatınızın dizginlerini elinize alın ve bir şeyleri değiltirmeye başlayın. Hayatınızın ne çabuk dönüşmeye başladığını ve geriye kalan her şeyi evrenin aynı bir çorap söküğü gibi kolayca çözeceğini göreceksiniz.

Şimdi o cesareti toplayıp yapmanız gerekenleri ayrıntısıyla düşünün ve bunu an zararsız şekilde nasıl yola sokarsınız bunu bulun. Elbette kriz anlarında dönüşümler sancısız olmaz, biraz sıkıntı yaşasanız da bu ileride yaşayacağınız mutlu ve huzurlu hayatınız için büyük bir başlangıç.

Kısacası yoga ile anda olabilme, kalabilme disiplinini öğreniriz. :)

YOGA VE ALGI ( İZMİR, ALSANCAK, KIBRIS ŞEHİTLERİNDE YOGA DERSLERİ BAŞLIYOR)

Canan Yıldırım ile İzmir, Alsancak, Kıbrıs Şehitleri'nde yoga derslerine katılın. Siz değişin yaşamınız dönüşsün.
Canan Yıldırım ile İzmir, Alsancak, Kıbrıs Şehitleri’nde yoga derslerine katılın. Siz değişin yaşamınız dönüşsün.

Biz insanlar, insan olduğumuz için böbürlenir, etrafımızdaki kaynakları sonuna kadar tüketir ve sürekli daha fazlasını isteriz. Bizler mükemmel varlıklar değiliz. Bizler sadece düşünebilen hayvan ve bitkileriz. Bizler anne karnında 6 haftalık iken, dna yapımızın %97.5 i maymun, %75 i köpek, %50 si tatar böceği ve % 33 ü nilüfer çiçeği ile aynı yapıya sahiptir. Bu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu oranlar kendi içlerinde toplandığında yaklaşık %99u bulmaktadır. Anne karnındaki 7. Haftanın gelmesiyle anneden gelen 1 kromozom ile insan formuna dönüşüyoruz ve aslında doğanın ta kendisi iken %1 lik kısmımızla insan olduğumuz için kibirle övünüyoruz.

Aslına bakarsak etrafımızdaki her şeyin en küçük yapı taşına baktığımızda, hepsinin aynı maddeden, aynı şeyden yapıldığını görüyoruz. Yani hepimiz bir, hepimiz tekiz. Peki ya böyleyken neden sürekli çevremizle ve kendimizle sorunlar yaşıyoruz?

Etrafımızda aslında bir çok şey oluyor ve bu olup biten şeyler içinde bizler sadece çok küçük bir kısmı algılayabiliyoruz. Bunun nedeni ise, dünyayı az gelişmiş, hatta hiç gelişmemiş algılarımız ve vücut sistemimiz ile anlayamıyor olmamızdır.

Canan Yıldırım ile yaşama farklı açılardan bakın. İzmir Alsancaktaki derslerimize katılmak ve bilgi almak için arayın.
Canan Yıldırım ile yaşama farklı açılardan bakın. İzmir Alsancaktaki derslerimize katılmak ve bilgi almak için arayın.

Bizler her şey çok iyi algılayamıyoruz çünkü görmeyi bilmiyoruz. Gözler gerçekten olup biteni göremez. Gözler gördüğünü sanır fakat bu büyük bir yanılgı, büyük bir illüzyondur. Gözler eğer gerçekten görüp olup biteni algılayabilseydi, biz Güneşin hareketlerini, gün doğumu ve gün batımlarını izlerken Güneş’in aslında hareket etmediğini anlamalıydık. Güneş hareket etmiyor. Dünya Güneş’in etrafında dönüyor. Oysa biz gelişmemiş algılarımızla güneşin hareket ettiğini sanıyoruz.

Dünya kendi etrafında dönüyor, bizler dünyanın üzerindeyiz fakat bu dönüşü niçin hissedemiyoruz? Bir karıncanın ayak seslerini duyabiliyor muyuz?

Peki ya bu şartlar altında, algılarımıza, 5 duyumuza nasıl güvenebiliriz? Peki ne yapacağız? Algılarımıza ve zihnimize güvenemiyorsak, başka bir yol bulmalıyız. Önce güvenemediklerimizi kapatalım. Zihnimizi susturalım. Peki bunu nasıl yapacağız? Elbette meditasyon ile. Zihnimizi beynimizi meditasyon ile susturmalıyız. Eğer onu susturmazsak, ahamkar (ego) konuşmaya başlar ve bu hiç de iyi olmaz. Bize gerçek olmayan şeyler söyler. Yaşama enerjimizi emer. Azıyla değil, her zaman daha fazlasını dilememizi ve dolayısıyla yaşamdan hiçbir zaman tatmin olamamamızı sağlar.

Ego konuşmaya başladığında o küçücük beynimizle her şeyi eleştirmeye başlarız, her şeyi yargılamaya başlarız. Bazen mutlu, bazen, üzgün, bazen ise kayıp oluruz. Duygusal türbülansların yaşamımızı mahvetmesi gerekmez. Buna engel olabiliriz.

Bunu nefes egzersizleri, meditasyon ve pranayama (yaşama gücü enerjisini yayma) çalışmaları ile yapabiliriz. Zihnimizi susturup, bu hayattaki yeni bir duyu, his, algı geliştirip en iyi versiyonumuza ulaşmaya çalışabiliriz.

Evet meditasyon, yoga ve pranayama çalışmaları ile 6. bir duyu inşa edip, var oluşumuzun, varlığımızın nedenini algılayıp, hayat boyu daha iyi seçimler yapabiliriz.

Çok yakında ayurveda ile ilgili eğitim ve yoga kamplarımız başlayacak. Vücut tipinize göre beslenme, rahatsızlıklarınızın ilaçsız ve bitkisel tedavisi, kendi kendimizin doktoru olmak için yepyeni bir eğitim planlıyoruz.

Derslerimize, yoga tatillerimize, eğitim ve kamplara katılmak, bilgi almak için hemen arayın 0531 525 77 47

İZMİR’DEN DALYAN’A YOGA KAMPI SON 3 GÜN (11,12,13 EKİM 2019)

Herkese merhabalar

Canan Yıldırım ile İzmir'den Dalyan'a arındırıcı yoga kampı. Yoga kampımıza her seviyeden yoga severler katılabilir.
Canan Yıldırım ile İzmir’den Dalyan’a arındırıcı yoga kampı. Yoga kampımıza her seviyeden yoga severler katılabilir.

Çok heyecanlıyız! Dalyan yoga kampımıza son 3 gün kaldı! İşte size şehirden uzaklaşıp kafanızı boşaltmak için harika bir fırsat. Dalyanın tarihi ve doğal dokusunu tam anlamıyla hissedip yaşayacağınız, kalabalıklardan uzak, sakin ve huzurlu bir tatil geçireceğimiz kampımız boyunca, nehir kenarındaki konforlu bungalovlarımızda konaklayacağuz. Sabah doğa içinde uyanıp yogamızı yaptıktan sonra, arındırıcı çay ve içeceklerimizi içtikten sonra organik serpme kahvaltımızı yapacağız.

Her seviyeden yoga ve pranayama (nefes ile yaşama enerjisini yayma çalışmaları) sevenler için hazırladığımız kamp boyunca, ashtanga yoga ve yin yoga uygulamaları yapcağız. Sağlığınız ve vücudunuz için son derece yararlı, arındırıcı ve iyileştirici etkileri olan çalışmalar yapacak, çakra temizliği yapacağız.

Tatil boyunca bol bol yoga, pranayama, nefes dersleri, yoga felsefesi sohbetlerine

Dalyan yoga kampımız nehir kıyısındaki Dalyan Bungalov otelde.
Dalyan yoga kampımız nehir kıyısındaki Dalyan Bungalov otelde.

katılıp, tarihi ve doğal yerleri gezme fırsatınız olacak tüm bunların yanında sadece grubumuza özel vip tekne turu ve tekne turumuzda yemek de fiyatlarımıza dahildir.

Gezeceğimiz yerler arasında İztuzu plajı, karetta karetta ve mavi yengeç tekne turu, çamur banyoları,

Dalyan İztuzu plajında da yoga ve pranayama çalışmaları yapacağız.
Dalyan İztuzu plajında da yoga ve pranayama çalışmaları yapacağız.

Kral Mezarları, Kaunos Antik Kenti, buradaki tiyatro, hamam, agora, liman, dükkanlar, çeşmeler ve caddeler bulunmakta.

Çok az sayıda yer kaldığından siz de kamp hakkında bilgi almak, rezervasyon yaptırmak isterseniz hemen bizimle iletişime geçin.

Telefon numaramız: 0531 525 77 47

Instagram: Luminy Life

VÜCUT ŞEKİLLENDİRMEK, KİLO VERMEK İÇİN YOGA MI? PILATES Mİ? FITNESS MI? İZMİR, ALSANCAK VE GÖKTÜRK, İSTANBUL

Bilinçli farkındalık ile sağlıklı yaşam için Luminy ailesine katılın. Canan Korkmaz ile Göktürk derslerimiz başlamıştır.
Bilinçli farkındalık ile sağlıklı yaşam için Luminy ailesine katılın. Canan Yıldırım ile Göktürk, Alsancak, Urla, Zeytinalanı, Çeşme derslerimiz başlamıştır.

Herkese merhabalar,

Bugün hangi egzersiz tipinin kendimize ve hedeflerimize daha uygun olacağı konusunda konuşacağız. Kardiyo egzersizleri mi? Yoga mı? Pilates mi? Vücut geliştirme mi? Bu egzersiz tipleri çoğalabilir. Kendimize en uygun egzersiz tipini seçmek için öncelikle vücut tipimizi, kendimizi iyi tanımalıyız.

Apollon’a adanmış Delf mabedinde yazılı olan, büyük bilge Pythagoras’ın sözünde de belirttiği gibi; “kendini bil”. Evet herhangi bir spor dalına yönelmeden önce mutlaka kendimizi çok iyi tanımalı, limitlerimizi, güçlü ve geliştirilmesi gereken yanlarımızı bilmeliyiz. Vücut tipinize, postür analizinize, kalp ve damar sistemi, solunum sistemi ve tüm vücut sistemlerinize göre vücut, anatomi ve egzersiz bilimi ve sistemleri hakkında yeterli bilgiye sahip değilseniz bu kararı profesyonel bir eğitmene ve bir doktora danışarak alabilirsiniz.

Kilo vermek ve vücut şekillendirmek;  beslenme, egzersiz ile yağ yakmak; sıkılaşmak ve su dengesini sağlamak ile

Siz de kendinize en uygun spor aktivitesini Göktürk'te Canan Korkmaz ile bulun. Yoga, pilates ve personal training derslerimiz başladı.
Siz de kendinize en uygun spor aktivitesini İzmir, Alsancak, Güzelbahçe, Urla ve Göktürk’te Canan Yıldırım ile bulun. Yoga, pilates ve personal training derslerimiz başladı.

ilgilidir. Yağ yakmaya ise belli bir nabız değerini aştıktan sonra başlarız. Buna öncelikle yağ yakmaya başladığınız minimum nabızı bulmakla başlayabilirsiniz. Minimum yağ yakım nabzınızı ise şu şekilde bulabilirsiniz:
220-yaşınız-dinlenik nabzınız= minimum yağ yakımı için atması gereken kalp atım sayısı yani nabız. (dinlenik nabız: sabah uyandığınızda yatağınızda otururken kalbinizin 1 dakikada kaç kere attığı ) Dinlenik nabzınızı eczanelerde veya elinizde varsa nabız ölçen aletlerle de yapabilirsiniz. Yani yağ yakabilmeniz için bulduğunuz bu sonucun üzerine çıkmalısınız. Örneğin 40 yaşında ve dinleni nabzı 70 olan bir kişinin minimum yağ yakım seviyesi; 220-40-70= 110 dur. Yani yağ yakmak için nabzın 110 un üzerine çıkması gerekir.

Yoganın kilo vermeye ve vücut şekillendirmeye pilates kadar etkili olmadığı söylense de, burada genelde atlanan konu şu ki her ne kadar yoga yaparken nabzımız pilatesteki kadar yükselmese de, pilates sonrasında yogada hiç olmadığı kadar acıkırsınız. Bunun nedeni ise nabzın, kalp atışların ve kardiovasküler hareketlerin artmasıyla vücudunuzda şekerin düşmesi ve açlık hissinin çoğalmasıdır. Acıkmamızın bir diğer nedeni de yaşam enerjimizin düşmesidir. Yaşam enerjimizi besinlerden, düzenli uykudan, doğadan, güneş

Doğada yapacağınız pranayama ve nefes dersleri, yaşama enerjinizi arttırır. Göktürk yoga ve nefes dersleri yeni yılda da sizlerle.
Doğada yapacağınız pranayama ve nefes dersleri, yaşama enerjinizi arttırır. İzmir, Alsancak, Güzelbahçe, Urla, Çeşme ve Göktürk yoga ve nefes dersleri yeni yılda da sizlerle.

ve aydan, iyi düşüncelerden, toprak ve sudan, vücuda iyi gelen egzersizlerden alırız.

Yoga ve pranayama çalışmaları boyunca aynı zamanda enerjisel olarak da vücudumuzu beslediğimiz için düzenli yoga yapmanın sonucunda ileriki günlerde daha az açlık hissettiğimizi farkederiz. Zaten vücudu aşırı yorup, aşırı yemek yemek bedenimizi tahrip eder, boş yere yorar ve dolayısıyla yaşlandırır. Yanlış yapılan her egzersiz vücuda zarar verir. Her gün düzenli olarak yoga yapar, öğün sayılarımızı azaltır ve öğün aralarında çiğneme yapacak besinler tüketmezsek, sağlıklı bir şekilde kilo verebiliriz.

Bunu biraz daha ayrıntılı olarak açıklayalım. Bize hep günde 3 ana öğün ve aralarda da birşeyler yememiz gerektiği söylenir. Oysa ki yeterli miktarda karbonhidrat, protein, vitamin, mineral ve su alırsak ve bu dengeyi sağlarsak günde 1 öğün bile yeterlidir. Günümüzde tarım ilaçları vb besin değerlerini düşürücü şeyleri göz önüne aldığımızda, siz öğün sayılarınızı 2 ye düşürerek başlayabilirsiniz. Tabi bu öğünlerde tüm gün ihtiyacınız olan besinleri aldığınızı var sayıyorum.

Bir diğer konu ise çiğneme. Siz çiğneme yaptığınızda, çeşitli salgılar salgılanır ve sindirim sisteminiz çalışmaya başlar bu da sizi

Yoga kaslarınızı güçlendirirlken aynı zamanda esnetir, duruş bozukluklarını giderir, bağışıklık sistemini güçlendirir. İstanbul Kemerburgazdaki yoga ve pilates derslerine siz de katılın fit kalın.
Yoga kaslarınızı güçlendirirlken aynı zamanda esnetir, duruş bozukluklarını giderir, bağışıklık sistemini güçlendirir. İzmir, Alsancak, Çeşme, Urla ve İstanbul Kemerburgazdaki yoga ve pilates derslerine siz de katılın fit kalın.

acıktırır. Yedikçe yiyesiniz gelir. Sakız bile çiğniyor olsanız bu sizi acıktıracaktır. Öğünleri sık olanlar şimdi olur mu öyle şey diyor olabilirler. Benim hocam 5 öğün ye dedi ve süper oldum. Fakat siz kendi bedeninizi kendiniz tanımalısınız ve hiç kimsenin söylediği şeyi kendiniz de deneyimlemeden inanmamalısınız. O halde bunu da kendiniz deneyin ve görün. (Tabi burda şeker, kalp, tansiyon, tiroit vb rahatsızlıklarınızın olmadığını ve yoga gibi nabzı çok yükseltmeyecek olan egzersizler yapıldığını varsayıyorum. Herhangi bir rahatsızlığınız varsa bir diyetisyene veya doktora danışın.) Yanlızca sabah 08.00-11.00 arasında ve akşam 16.00 19.00 saatleri arasında yemekleri yavaş yavaş yiyeceğiniz 2 öğün belirleyin ve bu öğün saatleri arasında kuruyemiş dahi olsa çiğneme yapmanıza neden olacak hiç bir şey yemeyin. Çorba ve yoğurt dilediğiniz kadar tüketebilirsiniz. Kahve, alkol ve sigaradan bu dönemde uzak kalmakta fayda var çünkü bunlar rajasik gunalar yani vücut dengesini bozucu şeyler.

 

Hayata bir es verin. Kendinize zaman ayırın. En değerli hazineniz, bedeninize iyi bakın. Göktürk, Kemerburgaz'da fitness ve spor derslerine katılın.
Hayata bir es verin. Kendinize zaman ayırın. En değerli hazineniz, bedeninize iyi bakın. İzmir, Alsancak, Çeşme , Urla ve Göktürk, Kemerburgaz’da fitness ve spor derslerine katılın.

Fitness konusuna gelecek olursak, profesyonel olmayan ellerde yaptığınız, özellikle ağırlık, vücut geliştirme çalışmaları başta olmak üzere, crossfit, calisthenics, tabata egzersizleri, hiit antrenmanları, benzeri egzersizler, yaşam boyu size çok büyük güçlükler çektirecek, fıtık, diz, bel, boyun ve eklem rahatsızlıkları, solunum yollarında bozulmalar, kas ağrıları ve rahatsızlıkları gibi uzayıp giden rahatsızlıklara neden olacaktır. Bu nedene kesinlikle anatomi ve egzersiz bilimleri hakkında geniş bilgiye sahip deneyimli kişilerle çalışmalısınız kim ne derse desin siz eklem yerlerinizde, kas ağrısı dısında,  bel, sırt ve boynunuzda ağrı hissediyorsanız, hareketi bırakmalı veya başka şekilde yapmalısınız.

 

Pilates, yoga, fitness egzersizleri doğru uygulandığında sonuç verir. İstanbul Göktürk'teki yoga ve pilates derslerine katılın sağlıkla kalın.
Pilates, yoga, fitness egzersizleri doğru uygulandığında sonuç verir.İzmir Alsancak, Urla, Güzelbahçe, Çeşme ve İstanbul Göktürk’teki yoga, pranayama, nefes, enerji ve pilates derslerine katılın sağlıkla kalın.

Aslında yoga ve pilates egzersizleri birbirine benzer. Zaten pilates hareketleri de 7000 yıllık ilim olan yogadan çıkmıştır. Her ne kadar pilatesin de yoganın da birçok çeşidi olsa da, matwork pilateste yani yerde yapılan pilates hareketlerinde hareketler genelde daha hızlı ve tempoludur.

Pilates yapmaya başlamadan önce en az 15 dakika aktif olarak mutlaka ısınmalısınız (jogging, zumba vs gibi ısınma egzersizleri kullanılabilir). Yogada ise güneşi selamlama gibi bir dizi hareketten oluşan asana serileri ile ısınırız. Ayrıca kapalabhati gibi temizlik ve pranayama çalışmaları, vücudu canlandırır, ısıtır.

Yoga ve pilates hareketlerinde kaslarınızı hem güçlendirir hem esnetirsiniz. Fitness egzersizlerinde ise genelde sıkılaşma, güçlenme ve kas şekillendirmesi söz konusudur. Yogada hareketler birbirini tamamlayıcıdır. Örneğin gövde fleksiyonu yaptıysanız (yani öne, aşşağı doğru eğilmek), ondan sonra bunun tam tersi olan gövde ekstansiyonu (arkaya doğru gövdeyi açmak, esnetmek, germek, göğsü, beli ve kolları yukarı geri açmak) da yaparak dengeyi sağlarsınız. Fakat fitnessda genelde kas kitlesini arttırmaya çalışıldığı için profesyonel olarak çalışılmadığında duruş bozuklukları oluşabilir. (yanlış ve fazla dead lift uygulamaları nedeniyle oluşabilecek olan kifoz yani kamburluk gibi)

Bir nefes alın, Göktürk Kemerburgaz'daki Pranayama ve nefes çalışmalarına katılın, vücudunuza canlılık, gençlik, ve fitlik kazandırın.
Bir nefes alın, Göktürk Kemerburgaz’daki Pranayama ve nefes çalışmalarına katılın, vücudunuza canlılık, gençlik, ve fitlik kazandırın.

Kilo vermek için her ne kadar insanlar pilatesi veya kardiyo egzersizlerini tavsiye ediyor olsa da. Kilo vermeyi asıl yemek yeme düzenimiz ve sistemimiz ile sağlarız. Yaptığımız yoga, pilates veya fitness egzersizleri ise, kilo verirken sarkmamamız ve daha sıkı bir vücuda sahip olmamız içindir. Elbette ki yağlarımızı da egzersizler yardımıyla yakarız ama sizce de o yağları oluşturmadan sıkılaşmaya ve şekillendirmeye başlamak daha iyi ve kolay değil mi? :)

 

 

Bunların yanı sıra vücut geliştirme ve ağırlık egzersizlerinde, eklem aralıklarına çok dikkat edilmelidir. Örneğin dead lift yaparken dizleriniz ayak parmak uçlarınızı geçmemeli, gereğinden fazla yük kaldırılmamalı, aksi taktirde diz ekleminde, belde çeşitli rahatsızlıklar olabilir. Yük ve ağırlık oranları da her kişiye göre farklı olarak belirlenmeli, maksimal ağırlık ölçümü yapmalı, kişiye kaldırabileceğinden fazla ağırlıklar kaldırması konusunda motivasyonlarda bulunmamalıyız. (gaz vermemeliyiz) Merak etmeyin düzenli olarak, profesyonel kişilerle egzersizlerinize devam ettiğinizde zaten gelişeceksiniz. Aceleye gerek yok. Vücudunuza zaman tanıyın.

Beslenmenize de en az egzersizlere verdiğiniz önem kadar dikkat etmelisiniz. Aksi taktirde bütün çabalarınız boşa gider, kaş yapayım derken göz çıkarırsınız. L karnitin, proteim tozu, steroid ve buna benzer tüm doğal olmayan ürünlere de karşı olduğumu söylemek durumundayım. Protein, karbonhidrat, vitamin, mineral ve su dengesini sağladığınızda, doğru egzersizleri, doğru dinlenme sürelerini uyguladığınızda ve bunları düzenli uyku saatleri ile birleştirdiğinizde, sağlıklı, fit ve mutlu kalırsınız. (Gece 23.00 ile 03.00 saatleri arasında, zifiri karanlıkta uyuyor olmalısınız. Vücut iyileşme, yenilenme süreçlerinde bazı hormonları bu saatler arasında ve karanlıkta salgılar )

Bu günlük de bu kadar sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyoruz.